Archive for the ‘Şiir’ category

isim vermek lazım

Ekim 11, 2008

Ay küstüğünden beri, gündüze
Karardı sabah duruluğunda
Serçelerin yıkandığı nehirler
Taşsalar da temizleyemezler düzlükleri
Selle sürüklenen şu kütük gibi ruhun
Bu kadar düz olmasam da,
Tümden yuvarlansam diye umdun
Unuttun ormanı, toprağa düşüp doğrulduğun
Omuzlayıp birbirini,
Yüzüne esen kederle boğuştuğun.

Reklamlar

Beklerken

Mayıs 13, 2008

Kaybolmuş Peygamber,
Cemaatinin peşinde,
Derviş rızasını almış,
Kurbanını boğazlamanın eşiğinde.
Bütün azizleri yakalamış biri,
Sevgilinin koynunda.
Taşımaktan yorulmuş güneşi
Omuzları üzerinde.
Ellerini yakarmış, cübbesini örtmüş.
Getirmiş yalnızlığı kışı.
Filizlenene dek dirilişi, baharın kanatlarında.

Bekle

Mart 26, 2008

Salınırken düşemezsin,
Güçlüyken hala köklerin.
Eğilemezsin, meyvelerini bırakmaya.
Taze hışırtısı saçlarının,
Dalgalanan salkımların.
Kurudun, düştün, saplandın.
Yeşerdin yine, gidemezsin.

Bekle ki rüzgar yine essin.

Birrey

Şubat 21, 2008

Alınlarına dayanmış bir silah gibi,
Sıyrılıveriyor insanlar,
Yanyana yürüdüklerinden.
Kokuyor ter, kutsal değil artık.
Tutamazsın, akıp gider ellerinden.
Bantlar halinde doğar güneşiniz.
Gölgelerinizden, yeryüzüne.

Ninni

Şubat 5, 2008

Duyuyor musun bak!
Orman üzerimi örtüyor.
Fidanların gürültüsü,
Koşuşturan çocuklar gibi.
Bedenim toprağa sızıyor.
Alınacak öc, sorulacak hesap yok.
Kaskatı kesilmişim, kanım akmıyor.
Çürüyecek taşlar da şimdi.
Karışınca rüzgarla toz toprağa,
Okşayınca bulutlar damlalarla.

.

Ocak 4, 2008

Göğe uzanan bir dal,
Mavinle ellerin arasında,
Sallanır durur sesinde.
Yaşaran gözleri değil içi denizin,
Kumsalda gelgitlerinle.
Ayak izinde bir kum tanesi ruhum.
Kaçan tırnağın arasına.
İstiridyenin incisi,
Gözyaşların,
Gamzene süzülen damladaki tuzum.

Oralar

Ekim 21, 2007

İçeri girdiğimde,
Bacaklarını topluyorsun koltuğa.
Soğuktan koruyarak.
Sonra anlıyorum.
Benim korktuğun,
Bacaklarına sarılarak.
Oralarda bir yerlerde*,
Farklı bir ülke var,
Biliyorsun.

Atmosferi insanları aynılaştırır.
Duvarları hafif aydınlatarak,
Dar bir sokağında yürüyorsun.
Henüz soyunamamışsın,
Direniyorsun aşkla.
Gördükçe üzülüyorum,
Başımı sallayarak.

*Orhan Veli’nin “herşeyi söylemenin mümkün olduğu bir yer” ine atıfta bulunarak.